Sivrisinekler ile Mücadele Yöntemleri ve Doğal Korunma Yolları

Bize verdikleri zararlar nelerdir ?

Dünyada her yıl milyonlarca kişi böcek; kemirgen, uçkun (sivrisinek, karasinek), kene vb. zararlılardan kaynaklı olarak çeşitli hastalıklara yakalanmaktadır. Genel olarak enfeksiyon hastalıklarının yaklaşık % 17’sini de vektörlerin taşıdığı hastalıklar oluşturmaktadır. Örneğin; Zika virüsü; Zika virüsü, enfekte olmuş sivrisineklerin ısırması ve virüsün bulaştığı insanların birbirine bulaştırması yoluyla yayılmaktadır. Zika virüsü, bulaştığı kişilerde baş ağrısı, eklem ağrıları, deride döküntü, gözlerde kızarıklık şeklinde belirtiler göstermektedir. Özellikle hamilelerde, virüsün anne karnındaki bebeğe bulaşabileceği ve bunun bebekte doğum anomalilerine neden olduğu kanıtlanmıştır. Bununla birlikte hepimizin bildiği sıtma hastalığı yine bir sivrisinek cinsinin (anofel cinsi) sebep olduğu bir başka hastalık çeşididir.

Nasıl önlem alınmalıdır ?

Bu nedenlerle, vektörlerle taşınan hastalıklarla mücadelede temel yaklaşım vektörlerin kontrol edilmesidir. Bunda da öncelikle, çevreye olan zararı sebebiyle kimyasalların kullanılmadığı yollar tercih edilmelidir; zorunlu ise kimyasallar kullanılır. Örneğin; sivrisinekler için ergin hallerine geçmeden önce yapılacak müdahaleler çok önemlidir. Çünkü karasinek, sivrisinek gibi uçkun birçok vektörün ergin hale gelinceye kadar olan yaşam evreleri (yumurta-larva-pupa) yumurtalarını bıraktıkları habitatlarda geçmektedir.

Bulundukları yerler nerelerdir ?

Bu habitatlar sivrisinekler için genellikle durgun tatlı suların olduğu alanların kenarlarıdır. Bu sebep ile yazın yazlık evler ve sitelerde şehirdeki popülasyona nispeten daha çok sorun yaşanmaktadır. Sazlık kenarındaki birikintilerde;  sitelerde bulunan su arıtma alanlarında yumurtlarlar. Ergin dönemlerine geçtiklerinde ise milyonlarca sivrisinek oluşmaktadır, dolayısıyla yakın çevre bu popülasyondan oldukça etkilenmektedir.

Mücadele Yöntemleri

Peki kimyasal kullanımını azaltarak sivrisinekler ile nasıl mücadele edilebilir. Sivrisinekler için yapılacak kimyasal çalışmalar daha çok larva dönemleri için yapılırsa, sonrasındaki kimyasal kullanımını azaltılmış olacaktır.  Bu alanlarda kontrollü kimyasal kullanımı ile larva dönemindeki sivrisinek popülasyonu azaltılabilmektedir. Kimyasal kullanımında en önemli nokta içme suları ve hedef dışı canlıların yaşam ortamı olan sular ile kontaminasyonundan kaçınmaktır. Dere ve göl kenarında yapılacak çalışmalarda oldukça kontrollü uygulamalar yapılmalıdır. Ergin hale gelen sivrisinekler uçabildikleri için popülasyonun kontrol altına alınması oldukça zorlaşacak ve popülasyondaki artış; insana çok fazla zarar vermeye başladığında bunu önlemek için ilaçlama uygulamalarına yani kimyasal kullanımına baş vurulacaktır,  ki bu kısımda istemeyen ve aslında sorun teşkil eden durum şudur belli periyotlarda sürekli ilaçlama yapılması gerekmektedir.  Şöyle ki ortamdaki popülasyonu ilaçlama ile yok ettikten belli bir süre sonra çevredeki popülasyon tamamen yok edilemeyeceği için ortama tekrar sivrisinek yoğun bir şekilde gelmeye başlayacak yeniden ilaçlama gereksinimi duyulacaktır. İş bu sebeple toplu yaşam yalanlarında, sosyal tesislerde, sitelerde larva dönemlerinde yapılacak olan kontrollü ve bilinçli uygulamalarla hem çevreyi hem insan sağlığını korumak mümkün olacaktır. Larva uygulamaları için en uygun dönemler Mart, Nisan, Mayıs aylarıdır, bu aylardan sonra larva çalışmaları yine devam daha az yoğun olacak şekilde edebilir.  Havanın durgun olduğu yağışın ve rüzgarın olmadığı günler larva uygulamaları için ideal koşulları oluşturmaktadır. Çok problemli alanlarda yazın kontrollü olarak belli periyotlarda dış alan ilaçlama uygulaması yapılabilir.

Doğal Korunma Yöntemleri

Sivrisinekler ile mücadelede çevrede ve popülasyonun dağıldığı geniş alan uygulamalarında doğru yöntem ile ilaçlama çalışmalarının önemi büyüktür. Bununla birlikte doğal yöntemler ile evlerimizde ve daha küçük alanlarda doğal yöntemler ile sivrisineklerden korunmak mümkündür. Burada doğal kovucu olan bitkilerin kokuları ve esanslarından yararlanılabilir. Örneğin; lavanta yağının sivrisinekler üzerindeki kovucu etkisi oldukça yüksektir.  Yapılan araştırmalara göre kapalı alanda %90, dış alanda ise %50’nin üzerinde kovucu etkisi test edilmiştir. Bunların yanı sıra çay ağacı yağı, nane yağı ve doğal vanilya etkili kovucu ürünlerin başında gelmektedir. Bu ürünler su ile karıştırıldıktan sonra bir spreyin içerisine konulup etrafa püskürtülerek kullanılabilir. Pencere ve kapı kenarlarına bu yağlara batırılmış çubuklar konulabilir; bahçede balkonda fesleğen, nane yetiştirebilir.  Bu denemeleri yapanlar sivrisinek sorunlarının çözüldüğünü görecektir.
 

Hemen Ara(0850) 303-5181
104 ms